Yanlış Teşhis ve Tedavi Sonucu Ortaya Çıkan Tazminat Konuları

Modern tıp alanında yaşanan gelişmeler ile birlikte pek çok sağlık sorununa ve hastalığa ilişkin olarak etkili tedavi uygulamaları gerçekleştirilebiliyor. Son derece kutsal bir meslek alanı olan doktorluk mesleğinde meydana gelen problemlere ilişkin olarak da günümüzde Türk hukuk sisteminin önemli uygulama ve yaptırımları bulunuyor.

Özellikle de günümüzde doktor tarafından gerçekleştirilen tedavi veya teşhisteki hatalı uygulamalardan doğan mağduriyetlerin giderilebilmesi amacı ile Türk hukuk sisteminde hastalara yönelik olarak önemli haklar verilmiştir. Buna göre yanlış teşhis ve tedavi nedeniyle tazminat davası açabilme hakkı hastalara verilmiştir. Hukuk alanında doktorlar tarafından meslek alanları dahilinde hafif dahi olsa her bir kusurundan dolayı sorumlu oldukları kabul görür.

Doktorlar, hastalarının zarar görmemesi açısından sadece mesleki değil, genel yaşam deneyimlerine göre herkeste bulunması gereken değerleri taşıyor olması gerekiyor. Bu doğrultuda da doktorun, ilgili hastanın sağlık sorununa ilişkin olarak yapacağı hatalı teşhiste ya da doğru teşhis halinde hatalı tedavi sonucunda hastada kalıcı veya kalıcı olmayan bir mağduriyet yaratması durumunda hasta tarafından maddi ve manevi tazminat davası ile oluşan zararların tanzim edilmesi hakkı ortaya çıkmaktadır.

Doktor tarafından gerçekleştirilen yanlış tedavi sebebi ile açılan davalar, malpraktis davaları olarak da değerlendirilmektedir. Malpraktis davası talebinde bulunan kişiler, doktorun sorumluluğundan meydana gelen hatalar sebebi ile karşı karşıya kaldığı zararları tazmin edebilme şansına sahip olabiliyor. Bu noktada malpraktis davaları ile ilgili olarak en önemli hususlardan birisi olarak, hastanın yani davacı tarafın mutlak suret ile hekimin söz konusu ‘iddia edilen’ hatasını somut şekilde kanıtlayabiliyor olması gerekliliğidir. Gerçekleştirilen hatalı tedavi ardından kişinin tazminat davası açma hakkı mevcuttur.

Bu noktada tedavinin yanlış yapıldığı kararı değerlendirme süreci gerektirir ve bilir kişi tespiti uygulaması gerekliliği teşkil eder. Hatalı tedavi neticesinde tazminat davası açma talebinde bulunan kişilerin, açacağı tazminat davası süreci dahilinde tedavinin hatalı olduğunu kanıtlamak zorundadır. Bu şekilde son derece zorlu ve önemli detaylar içeren bir dava türü olması dolayısı ile malpraktis davası açımı noktasında kişilerin hak kayıpları yaşamaması ya da dava sonucunda ret yanıtı almaması açısından yasal zorunluluğu bulunmuyor olsa da mutlaka profesyonel ve uzman hukuk danışmanlığı desteği alması gerekliliği bulunmaktadır.

Günümüzde yanlış tedavi uygulamalarının söz konusu olabildiği alanlardan birisi de 21. Yüzyıl dünyasının popüler cerrahi nitelikteki uygulamalarından birisi olan estetik alanıdır. Estetik ameliyatlarında müdahaleleri gerçekleştiren hekimin mutlaka hatasız olması gerekliliği bulunmaktadır.

Talep edilenden veya vaat edilenden farklı bir sonucun elde edildiği estetik ameliyatı müdahalelerine ilişkin olarak, mağduriyet yaşayan tarafın estetik ameliyat nedeniyle tazminat davası açma hakkı bulunmaktadır.

Bu tazminat davası konusuna ilişkin olarak tazminat ve zamanaşımı gibi konulara ilişkin olarak, taraflar arasında estetik ameliyatı müdahalesi öncesinde gerçekleştirilen eser sözleşmesi hükümleri mahkeme tarafından değerlendirme altına alınmaktadır. Bu şekilde mahkeme hakimi tarafından söz konusu hatalı tedavi ve hatalı teşhis durumlarına ilişkin olarak hüküm vermektedir.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir